5 Mayıs 2014 Pazartesi

İngiltere Anıları

Merhaba değerli blog takipçileri. İngiltere'de görevimin 5.yılını (son yılını) çalışıyorum. Burada bazen farklı anılar yaşıyor veya işitiyoruz. Bunlardan bazısı başımıza gelen olaylar, bazısı da arkadaşlarımın başından geçen olaylar. Hepsi de bazen gülerek, bazen hayretle dinlediğimiz gerçek hayat öyküleri. Bu kısa olaylar başlı başına bir yazı konusu teşkil etmediği için genellikle blogda paylaşmıyorum. Ama aslında bir ülkenin genlerini açığa vuran olaylar, es geçilmemeli. Bu yazıda kısa kısa bu anılarımı ve bana tecrübe olan anları sizlerle paylaşacağım.

Yazıyı her ne kadar görev süremin sonunda yazsam da olaylar son beş yıllık İngiltere hayatımı içermekte. Bu süre içinde bende etkiler bırakan, hayata bakışımı değiştiren birçok olay yaşadım ki, aklıma geldikçe bunları buraya konu edeceğim. Yani bu bölümde sürekli güncellenen bir yazı dizisi ile karşı karşıya olacaksınız. Burada bazen başımdan geçen, bazen de arkadaşlarımdan duyduğum bana ilginç gelen olayları sizlerle paylaşacağım. Her toplumun örnek alınacak (veya alınmayacak) yanları vardır, bu yazı dizisinde bunlarla bol bol karşılaşacaksınız. İngiltere'de yaşayan arkadaşlardan da başlarından geçen ilginç olayları paylaşmak isterlerse yorum sayfalarını kullanabilirler.


*** 

İngiltere'ye ilk geldiğim yıllar okulumuzun düzenlediği bir programa, okul yöneticileri yakından tanıdıkları bir Lordu; Lord Bill McKenzie'yi davet ettiler. İlk defa Lord göreceğim, biraz heyecanlandım. Programı organize eden benim, sordum Lord gelince nasıl tanıyacağım, hocam anlarsın dediler. Neyse program sabahı tuttuğumuz okulun salonunda hazırlıkları yapıyoruz. Lord erken gelip, erken ayrılacaktı. Baktım ortalıkta yaşlı bir adam geziniyor, birini arıyor gibi. Sordum kime baktınız, ben dedi Atilla'yı arıyorum. Atilla bizim dernek yöneticisinin adı. Dedim bu yaşlı adam sakın bizim programa gelecek olan Lord olmasın. Yöneticiyi aradım, hemen geldi. Beni tanıştırdı. Meğersem Lord McKenzie buymuş. Lord programa tek başına geldi, tek başına gitti. Ne kapıda karşıladık, ne de kapıya kadar uğurladık. Böyle şeyleri pek bilmiyorlar galiba.

Daha sonra yıllarda yaptığımız birçok programa lord, milletveki, belediye başkanı, polis şefi ve belediye meclis üyeleri geldi. Hepsinde de en çok dikkatimi çeken şey; tek başlarına geldiler, tek başlarına gittiler. Ne kapıda karşıladık, ne de kapıya kadar uğurladık. Biz nezaketen istesekte onlar istemediler. Yanlarında ne bir koruma ne de insan ordusu vardı. 

***

Seçim dönemi genelde milletvekilleri oy istemek için azınlık toplumlarını ziyaret eder. Yine bir seçim dönemi Luton'dan milletvekili adayı Gavin Shuker derneğimizi ziyaret etmişti. Okul öğretmenlerinden biri olarak bende hasbelkader o toplantıda bulunmuştum. Seçimlerde Gavin Shuker milletvekili seçildi. Ziyaretten 2-3 ay sonra bir gün sabah erken okula doğru giderken, baktım karşıdan MP Gavin Shuker geliyor. Ben nasılsa beni tanımaz diye geçip gidecekken o tanıyor gibi bana doğru selam verdi, ben de cevaben selam verdim ama tanımıyormuş gibi geçip gidiyor olmaktan da utandım doğrusu. Ne de olsa alışık değiliz böyle hareketlere.

***

Arkadaşın arabasıyla bir yere gidiyoruz. Gideceğimiz yere vardık. Bu arada peşimizden Harley Davidson tarzı motorlu, hafiften yaşlı bir İngiliz yaklaşıp arabanın camına vurdu. Camı açınca selam verdi ve arabanızın fren ışıklarının ikisi yanmıyor dedi. Önce şaşırdık. Ben sivil polis sandım. Ama normal vatandaşmış. Teşekkür ettikten sonra burada mı oturuyorsunuz diye sordu arkadaş. Yok dedi, sizi uyarmak için peşinizden geldim. Bu çok tehlikeli ve aynı zamanda £60 paund cezası var dedi.

İşin daha ilginç yanı; adam gittikten sonra arkadaşım bu adam 5 dakikadır peşimizden geliyor dedi :)



***

İngiltere'deki ilk diş doktoru tecrübem; diş doktoru genç bayan uzun uzun muayene etti, filmler çekti. Sonra herşey normal görünüyor dedi. Sevindim, bu iyi haber ama uzun zamandır diş ağrısı çekiyorum dedim. Doktorun tavsiyesi; Siz eve gidin, hangi dişin ağrıdığına dikkat edin, anlar anlamaz gelin bir daha bakalım :)) Evdeyim, hala bekliyorum...

Not: Diş doktorunun tecrübesiz olma dışında bir suçu yokmuş, diş ağrısı (daha doğrusu çene ağrılarımın) yüzmeye sık gittiğim bir dönemde çenenim fazla gerilmesinden kaynaklandığını google'daki araştırmalarım sonucunda kendi kendime öğrendim. İngiltere'de ağır aksak giden bir sağlık sistemi var ne yazık ki.


***

Bir arkadaşım anlattı. Ev sahibi emlakçı aracılığı ile onlarla tanışmak istediğini söylüyor. Neyse buluşma ayarlanıyor ve kadın eve ziyarete geliyor. Bu arada evi gezip eksiklikleri not alıyor. Mutfak dolaplarından birinin kapağının hafif bozuk olduğunu görüyor. Evde küçük çocuk var, bu onun için çok tehlikeli diyor. Düşüp çocuğunuza zarar verebilir. Hemen not alıyor, tamir ettirmek için. Arkadaşın notu; bizim bile aklımıza gelmeyen şey bu kadının aklına geldi. İşte bu olay bu ülkede healthy&safety (sağlık&güvenlik)'e verilen önemi göstermek için en güzel örneklerden birisi.

***

Bir gün araba ile bir yere giderken yolu şaşırdım, ters istikamette gittiğimi düşündüğüm için klasik bir Türk hareketi ile yolda bir U dönüşü yaptım. Küçük bir İngiliz kasabasında idim ve akşam saatleri trafik tehna ve yol boş idi. Ben U dönüşü yaptıktan sonra daha ilerleyemeden yaşlı bir İngiliz oldukça uzak bir mesafeden bana doğru el işareti etti ve hızlı adımlarla bana doğru gelmeye başladı. Neyse kenara çektim gelmesini bekledim, gelince bana bu yol tek yön, diğer istikamete gitme diye uyardı. Ben de şaşırmış bir şekilde teşekkür ettim. Şaşırdım çünkü "Bana ne ters yönde giderse gitsin" demedi, üstelik bunu söylemek için koşar adımlarla yanıma kadar geldi. Daha bir şey eklemeye gerek var mı?

***

Bugün vereceğim son örnek ise bizde kuralların niye uygulanamadığı, burada niye uygulandığına ait bir örnek olacak. Tatile Türkiye'de arkadaşımın arabasında giderken iki küçük çocuğunu arka koltukta ayakta gidiyor görünce niye bunlara çocuk koltuğu almıyorsun dediğimde, ne gerek var kimse bir şey demiyor demişti. Oysa ben çocukların güvenliği için bu tavsiye de bulunmuştum. Bilinçsiz olan aileleri geçiyorum, Türkiye'de bilinçli ailelerin dahi arabada çocuk koltuğu kullanmamalarının en büyük sebebi çocukların çocuk koltuğundan hoşlanmamaları ve oturmak istememeleri. İngiltere'de ise böyle bir ihtimal yok, çocuk hoşlansa da hoşlanmasa da o koltuğa oturmak zorunda. Aileler küçük yaşlardan itibaren çocukları arabanın arka koltuğunda çocuk koltuğuna oturmaya alıştırıyor, çünkü başka şansları yok. Niye mi? İyi okuyun. 

Bir velimiz kısa mesafe ziyarete gidecek, küçük çocuğunu oturtacağı çocuk koltuğu eşinin arabasında kalmış. Nasıl olsa kısa mesafe birşey olmaz diyor ve çocuğunu arka koltuğa oturtup yola çıkıyor. Şans ya, yolda polis otosu durumu görüyor ve arabayı durduruyor. Bu şekilde yolculuk edemezsiniz diyor. Veli her ne kadar kısa bir mesafe gideceğini ifade etse de polis kesinlikle izin vermiyor. Ne mi yapıyor? Merkezi arıyor, başka bir polis arabası istiyor. İki polis otosu ortalarına velinin arabasını alıyorlar ve veliyi gideceği yere kadar bırakıyorlar. Veliyi de bir daha çocuk koltuğu olmadan yolculuk etmemesi için sıkı sıkı uyarıyorlar. Ceza verip vermediklerini ise bilmiyorum. Böyle bir yerde kurallara uymama şansınız var mı?



05.05.2014

DEVAMI GELECEK!!!

***

Geçenlerde aklıma geldi, burada aileler çocuklarına karşı bizdeki gibi pek korumacı değiller. Mesela çocuk yere düşüyor annesi koşup hemen kaldırmıyor, çocuğun kendisinin kalkmasını bekliyor. Markette bir çocuk ağladığı zaman çoğu annenin umrunda bile değil, çocuğa dönüp bile bakmıyor. Biz de pek olmayacak şeyler bunlar. Belki hepsi böyle değildir ama ben bu tür olaylara çok fazla şahit oldum. İlk geldiğim zamanlar İngiliz çocukları kışın soğukta, yağmur altında, bazen de karda altında şort ve üstünde tişört ile görünce şaşkınlıktan küçük dilimi yutacak oluyordum. Ama artık alıştım :) Bizim Türk ailelerde bu hale alışmış çocukların giyim kuşamları konusunda pek korumacı değiller. "Oğlum-kızım üstünü sıkı giyin, üşütür hasta olursun" pek yok buralarda. Peki çocuklar hasta olmuyor mu? Olmaz mı, hem de çok, ama her ne kadar hasta olsalar da sonra iyileşiyorlar. Bunun en büyük faydası çocukların bağışıklık sistemleri kuvvetleniyor ve sonra kolay kolay hasta olmuyorlar. Bilmiyorum hangisi doğru, bizimki mi, yoksa onlarınki mi, ne dersiniz? Bahsedeceğim olay ise buraya yeni gelen bir arkadaşımın çocuğunun başına geliyor. Küçük çocuğu okula başlamış, İngiltere'de daha ilk senesi. Havanın soğuk olduğu bir kış günü teneffüs zamanı çocuk paltosunu giyip bahçeye çıkmak istiyor, öğretmeni müdahale ediyor; "teneffüse oyun oynamaya çıkıyorsun, paltonu giymene gerek yok" diyor, ama çocuk ısrarla giymek istiyor. Öğretmeni giymene gerek yok diye her ne kadar ısrar etse de çocuk ille giyeceğim diye ağlamaya başlayınca öğretmeni bir şey diyemiyor :))

Çocuğun soğuk havada paltosunu giymeye programlanmasını büyük bir başarı olarak görebiliriz aslında ;)

07.08.2014

DEVAMI GELECEK!!!

***

25 yorum:

  1. Ahmet abi sana her yerden ulaşmaya çalışıyorum fikirlerine ihtiyacım var blogunızda okuduğum yazı hakkında ''İngiltere Eğitim Sistemi Üzerine Bir İnceleme''
    17 yaşında lise 3 öğrencisiyim ve yurt dışında lise eğitimimi tamamlayıp burada üniversiteye sınavsız giriş yapmak istiyorum.Oradaki lise eğitiminden nasıl devam edeceğim konuda bilgi verir misiniz. Buradaki notlarım gayet iyi ve grammer olarak ingilizcem upper intermediate ve konuşma dilinde bir ingilizle rahatlıkla konuşup anlaşabiliyorum.Yurt dışında lise diploması alıp buradan mı devam etsem daha iyi olur yoksa oradan devam edip eğitim sürecimi uzatmam mı ?(ki bunda hiç bi sorun yok) Cevabınızı merakla bekliyorum

    YanıtlayınSil
  2. Ahmet bey ben Ali Özgür. Kısmetse önümüzdeki yıl İngiltere de öğretmen olarak görevlendirileceğim. Sizinle iletişimde bulunmaktan mutluluk duyacağım. Saygılar.

    YanıtlayınSil
  3. Merhaba Ahmet Bey, ben öğretmenliğe ilk başladığımda size yurtdışına öğretmen olarak gitmek istediğimi ve istifa etmek istediğimi yazmıştım siz de bana beş sene bekleyin MEB ile gidin demiştiniz. Seneye 5 yılımı tamamlıyorum. Sorum ise şu: Yurtdışı öğretmenlik sürecinden memnun kaldınız mı, pişman olduğunuz anlar oldu mu? Ve genel olarak baktığınızda başkalarına da tavsiye edebilir misiniz?
    Şimdiden teşekkürler,
    Burcu

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bes yildir bu ani mi bekliyorsunuz :) Pisman oldugum anlar hic olmadi, cok zorluklar da cektim, cok guzellikler de yasadim. Yasanan her seyi (zorlugu ve guzellikleri ile birlikte) bir hayat tecrubesi gorenler icin tavsiye ederim tabii ki. Burada en cok zorlananlardan biri olan esim bile daha gecenlerde uzuntuyle bu ulkeden ayrildi :) En basitinden ingiltereye gelmeseydim; 6 ulke gezip, gorebilir miydim?

      Sil
  4. merhaba Ahmet bey, ben de sizin gibi yurt dışında görevlendırıldım. inşallah meşaleyi sizden devalacağız. sitenizi ve yılların verdiği deneyimleri saatlerce okudum inceledim. ben ve benim gibi bu yıl ingilterede görevlendırılen arkadaşlar ıcın eşsiz bir rehber oldun.
    sizden bir ricam olacaktı, acaba sizinle face'de oluşturduğumuz ' 2014 yurtdışı görev Londra ' gurubunda bizimle paylaşmanı isteyeceğimiz düşüncelerinizi yazar mısınız?
    çok teşekkür ederim
    şeref

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Grubunuzu facebook'ta arattım bulamadım.

      Sil
    2. 2014 Yurtdışı Görev Londra hocam, şimdiden teşekkürler!

      Sil
  5. hocam bizde sizin gibi İnşallah bu sene ingilterede öğretmen olacağız.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merakla bekliyoruz hocam. Aslında merakla bekliyor arkadaşlar olacaktı :)

      Sil
  6. Hocam Londra'da bakanlık aracılığıyla görev yapan kaç öğretmen var?

    YanıtlayınSil
  7. Hocam bir de ilk vize öncesinde pound hesabı açmanız istenmiş miydi? Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gerek yok hocam. TL hesabınızda istenen paund karşılığı TL bırakmanız yeterli.

      Sil
  8. Hocam oranın maaşı yeterli oluyor mu? Yani buradaki paraya hiç dokunmadan. Evli bir çocuklu... Yeterli değilse ek iş imkanı oluyor mu? Cevaplarsan çok sevinirim. Karar aşamasındayım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ek iş muhtemelen yapmazsınız. Maaş yaşam standartlarınıza ve beklentilerinize göre değişir.TR'ye göre daha alt standartlarda yaşayacaksınız onu söylemeliyim ama.

      Sil
  9. Merhaba Ahmet hocam,Eşim sizin gibi yurtdışında görevlendirildi.Ben de İngilizce öğremeniyim.Ne kadar süre de çalışma izni için başvuru da bulanabilirim?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, çalışma iznine başvurma diye birşey burada yok. Gelince bu konuyla ilgili bilgiyi buradaki arkadaşlardan öğrenebilirsiniz. Buraya yazmak pek uygun olmaz. Selamlar.

      Sil
  10. Hocam blogunuzu okudum ve bir şey sormak istiyorum. İngiltere'ye gitmeyi düşünüyorum ama çekindiğim bir konu var. Bende kalp pili var ve dışı metal kaplı olduğu için x ray cihazlarında ötüyor. Elle tarama cihazıyla aranmam da yasak pilin sinyalini bozabilir ve gereksiz yere devreye girebilir. Türkiye'den giderken sıkıntı olmazda oradan Türkiye'ye döndüğüm zaman hava alanında görevli ingilizlere derdimi anlatsamda türk vatandaşı olmam bir sıkıntı oluşturur mu? Açıkcası böyle bir çekingem var bu tarz bir durumla karşılaştınız mı acaba veya ne önerirsiniz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türk vatandaşı olmanız bir sıkıntı olmaz diye düşünüyorum, ama bununla ilgili bir rapor, yazı(ingilizce olacak tabii ki) v.s birşey yanında bulundurmanız gerekebilir.

      Sil
  11. Merhaba Ahmet Bey ,
    Henüz hayat amacını belirleme bu doğrultuda kendine yön çizmeye çalışan biri olarak bloğunuzu hep imrenerek okudum ve tecrübelerinizden yararlandım.
    Merak ettiğim bir konu var ki , bir çok ülke ve şehir görmüş ve hayallerimin ülkesi İngiltere' de ikamet etmiş biri olarak ; yurt dışında kalıcı bir yaşama nasıl bakıyorsunuz ?
    Nedendir bilinmez , henüz hiç göremesem de İngiltere'ye yerleşmek hayallerimi ve hedeflerimi süslüyor ve bunu deneyimlemiş biri olarak bu konudaki görüşlerinizi çok merak ediyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar tavsiye ile olacak şeyler değil aslında, herkesin hayata bakışı ve beklentileri farklıdır. Ben şahsen yurtdışında kalıcı bir yaşama olumlu bakmıyorum. İnsan nerede yaşarsa yaşasın her zaman memleketini özlüyor ve dahası yurtdışında hiçbir zaman kendi evinizde gibi olmuyorsunuz. Ne kendi gözünüzde ne de başkalarının gözünde...

      Sil
    2. Yanıtınız için çok teşekkür ederim. Fikirlerimi netleştirirken bu söyledikleriniz kulağıma küpe olacak .

      Sil
    3. Ama bizim dünyamız(Türkiye) dışındaki yaşamı da tanıma adına geçici bir süre de olsa mutlaka yurtdışında yaşamanızı tavsiye ederim. Bu da diğer bir nokta :)

      Sil
  12. Ahmet bey hayırlı günler.öncelıkle yazılarınız çok güzel.ve bizim gibi senelerdir düşünüp korktuğumuzdan bir türlü karar aşamasına gelemeyenler için çok aydınlatıcı.tabıkı bende yazılarınızda hiç göremediğim belkıde fikrinizin olmadığı bir konudur ama yınede sorup şansımı denemek istedim.öncelikle bu günlerde yoğun bir şekilde İngiltere ve ya kanada ya göç etmek istiyoruz.eşim bir devlet kurumunda aşçı.bende özel bir tekstil firmasında modelistim.eşimin işiyle ilgili diplomaları mevcut.bende meslek lısesı mezunuyum ve 97 den beri bu işi yapıyorum.ingiltere tekstil konusunda çalışma imkanları olarak nasıl bır yer hiçbir bilgim yok.sanırım eşim daha kolay iş bulur.kızımızda 3 yaşında anaokuluna orda başlasın ıstıyoruz.sorum tekstil ve iş imkanları ıle ılgılı bır bılgınız varmı?bızım yurt dışına gelmemiz ıcın en ıyı yöntem nedir?eşim aşçı geldiğinde kolay iş bulabilirmi?bir aşçı türk lokantalarında çalışsa dahamı iyi olur?çalışma saatleri.okullarla orantılımı?çok sorumu oldu?yanıtlarsanız şımdıden teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  13. Ben lise 2 ye giden bir ogrenciyim ve ingilterede okumak istiyorim ama ingilteredeki insanlarin genclerin sogukoldu soyleniyor bu soylentiler sougrumu ozelliklede ingilizceyi az bilen bir kisiye

    YanıtlayınSil