7 Kasım 2013 Perşembe

İngiltere Eğlence Parkları (Theme Parks)

Herkese merhabalar. Geçenler de kendi kendime düşünüyordum. İngiltere'den Türkiye'ye dönünce burada olup Türkiye'de olmayan en çok neleri özleyeceğim? (Kurallara uyulması, demokrasi kültürü filan zaten var da onları şimdilik geçiyorum) Herhalde en çok özleyeceğim şeylerden biri eğlence parkları olacak dedim. Çünkü daha uzun yıllar İngiltere'deki gibi eğlence parklarının Türkiye'de yapılması mümkün görünmüyor. Madem ben bu kadar özleyeceğim, İngiltere'ye yolu düşenlerin de bundan haberdar olması için bu parklar hakkında bir yazı yazayım dedim. Açıkça söylemeliyim ki bu tür "theme park" ların varlığını bende burada öğrendim.


İlk önce eğlence parkı kavramına bir açıklık getireyim. Burada "theme park" olarak anılan eğlence parkları çoğumuzun yabancı filmlerden gördüğü ve "bunlara nasıl biniyorlar ya" diye hayranlıkla baktığı, devasa görünümlü adrenalin dolu trenlerin olduğu eğlence parkları. İngiltere'de bu tür parklardan hatırı sayılır sayıda var. Kimileri normal büyüklükte, kimileri ise Avrupa çapında ünlü.

Çocukken hatırlarım İzmir'de her Fuar zamanı arkadaşlarımla lunaparka gider -o zamanlar vardı, hala da var sanırım- Radar'a binerdim. (İzmirliler Radar'ı iyi bilir :) Kamikaze'ye binmeye cesaret edemediğimi de hatırlıyorum. Şu an ise kendime şaşıyorum. Her ne kadar kendime göre bir eğlence anlayışım olsa da genel olarak sakin karakterli bir yapıya sahibim. Pek deli dolu değilimdir, adımlarımı bilerek ve hesap ederek atarım. Ama nereden olduysa bu eğlence parklarının tam bana göre olduğu gibi bir hisse kapıldım. Ve İngiltere'de fırsat bulduğum tüm zamanlarda bu parklara gittim. Çoğunu gördüm, hatta kimisine birkaç kez gittim. Ve karşıma gelen tüm çılgın trenlere bindim :) Niye bu kadar sevdim bende bilmiyorum. Belki de hayatımda olmayan adrenalin eksikliğini bu parklarda giderdim. Bu trenler çok korkunç ben binemem diyenlere de tek tavsiyem şu oldu; korku hissi yok, sadece adrenalin tavan :) Tabii ki ilk zamanlar trene bindiğimde benim şu an bu trenin içinde ne işim var sorusunu sorduğum çok oldu, ama sonraları adrenalin hissi korku hissine galip geldi :) Hayatında biraz renk arayanlara da kesinlikle tavsiye ederim.

Bu ülkede eğlence parkları çok yaygın. Genelde tüm okullar sene sonu gezilerini buralara yapıyorlar. Aslında benimde theme park'larla ilk tanışmam çocuklara okul gezisini nereye yapmak istersiniz diye sormamla başladı. Çoğunluğun hep bir ağızdan Alton Towers'e gidelim, Thorpe Park'a gidelim demesiyle bizde bu eğlence parkları ile tanışmış olduk. Burada Theme Park'lar okullarla birlikte yaygın bir eğlence kültürü haline gelmiş. Öyle ki biz buralara ilk kez gezi düzenlediğimizde çoğu öğrenci daha önceden gelmiş oluyordu.

İngiltere'de eğlence parkları deyince ilk aklımıza gelen Alton Towers. Stoke-on-Trent'in doğusunda Staffordshire bölgesindeki Alton köyüne kurulmuş olan Alton Towers İngiltere'nin en büyük eğlence parkı. Onun dışında diğer ünlü bir eğlence parkı da Londra'nın batısındaki Thorpe Park. Burası Alton Towers'tan sonra İngiltere'nin ikinci büyük eğlence parkı. Ayrıca Londra'ya yakın olması sebebiyle bol miktarda ziyaretçi almakta. Onun dışında bir diğer eğlence parkı ise Birmingham'ın kuzey doğusundaki Drayton Manor sayılabilir. Aslında birçok şehre yakın büyük küçük theme parkları bulunmakta. Sizde bulunduğunuz kente yakın eğlence parklarını araştırırsanız farklı seçeneklerle karşılaşacaksınız. Ama ben gerçek anlamda güzel bir parka gitmek istiyorum diyorsanız size ilk tavsiyem; Alton Towers, o da olmazsa Thorpe Park olacaktır.

Bu parklar tüm gününüzü dolu dolu geçirebileceğiniz devasa alanlara sahip. Özellikle Alton Towers küçük bir köy gibi. Öyle ki içerisinde teleferik ile ulaşım sağlanıyor. Genelde saat 9:00-10:00 arası açılıp, 17:00-18:00 arası kapanıyorlar. İngiltere'de birçok yerde olduğu gibi buraları da oldukça erken bir saatte kapandığı için günün ne kadar çabuk geçtiğini anlamıyorsunuz. Hatta bu İngilizler ticareti bilmiyor, bunlardan Türkiye'de olsa gece yarısına kadar açık olur diye içimizden geçtiği de olmuyor değil yani :) Genel olarak eğlence parklarının giriş fiyatı oldukça pahalı. Eğer bileti kapıda alırsanız £45-£50 arası ödüyorsunuz. Bu bileti bir defa alıyorsunuz ve içeri girdiğiniz andan itibaren kapanıncaya kadar tüm trenler bedava. İstediğiniz trene istediğiniz kadar binebiliyorsunuz. Tabii ki bilet için farklı alternatifler de var. Eğer bileti internet sitesinden online olarak 2 gün önce(2 days advance) veya 7 gün önce(7 days advance) satın alırsanız değişen oranlarda indirimler oluyor. Bilet alma tarihi yaklaştıkça indirim oranı düşüyor. Bunlar dışında İngiltere'de çeşitli internet siteleri veya gazeteler zaman zaman bu tarz eğlence parkları için "2 in 1" veya "2 for 1" kuponları vermekte. Bu kupon ile birlikte parka giden 2 kişi 1 kişi fiyatı ödeyerek -kapıda- bilet satın alabiliyor. Yani normal bilet fiyatının yarısına karşılık geliyor ki giriş için en ucuz alternatif bu. Bu kuponlar online indirimli biletlerde kullanılamıyor. Sadece kapıda olan bilet satışlarında geçerli. Ayrıca yukarıda bahsettiğim bilet fiyatları yetişkin bilet fiyatları. Şunu da eklemeliyim ki; bu parklarda 12 yaş ve üstü herkes yetişkin olarak kabul ediliyor. Daha ayrıntılı bilgi için parkların web sitelerini incelemenizde fayda var.

Birçok trende boy sınırı olduğu için (genelde 1.40 ve üstü) küçük çocuklarla bu parka gitmek pek mantıklı bir seçenek değil. Daha çok 12 yaş ve üstüne hitap ediyor. Parklarda çok fazla farklı heyecan alternatifi olmasına rağmen gün boyunca hepsini deneyecek kadar vaktiniz olmuyor. Çünkü muazzam derecede kalabalık oluyor ve çoğu trene binmek için bir saate yakın beklemeniz gerekiyor. Zaten binince de başlaması ile bitmesi 10 saniye ile 45 saniye arası sürüyor :) Yani gününüzün çoğunluğu trenlere binmek için sıra beklemekle geçecek. Gün içinde daha fazla trene binmek ve sıra beklememek için ekstra para ödeyerek "fast track" alabilir ve sıra beklemeden trenlere binebilirsiniz. Fast track'le ilgili ayrıntılı bilgi sitelerinde mevcut.

Şimdi sıra parklarla alakalı birkaç tüyo vermeye geldi;
  • Havanın güzel olduğu günlerde eğlence parklarında vakit geçirmek oldukça keyifli oluyor. Ama havanın güzel olması oldukça aynı zamanda kalabalık olacağı anlamına geliyor. Yani bu da çok fazla sıra beklemek demek. 
  • Biletinizi genelde erken alacağınız için havayı ayarlama şansınız olmayacak. Hava yağışlı da olsa parklar açık. Burası İngiltere. Her zaman yağmur yağabilir, insanlar buna alışık. Ben yağmurlu havalarda gezilerin iptal olmadığını burada öğrendim :) Geçirin üzerinize yağmurluğunuzu eğlenmenize bakın. Aslında şanslısınız. Çünkü park muhtemelen çok kalabalık olmayacak :)
  • Hava durumuna göre ziyaret vaktini kendiniz ayarlamak istiyorsanız yanınıza bulacağınız bir arkadaş ile "2 for 1 offer"ini kullanmaya çalışın. Böylelikle gideceğiniz günü istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz.
  • Hafta sonları ve tatil zamanları eğlence parklarına gitmekten kaçının. Çok fazla kalabalık olur. Hafta içleri en uygun zamanlardır.
  • Sabah mümkün olduğunca erken orada olmaya çalışın. Çünkü sabah saatleri sıranın en az olduğu saatler. Sabahtan ne kadar çok trene binerseniz o kadar iyi.
  • Eğlence parkları Kasım ayı gibi kapanıyor, Mart ayında tekrar açılıyor. Kış sezonu tatil dönemleri (Christmas Holiday, Half Term) kapılarını farklı faaliyetler için açabiliyorlar.
Burada gidecek olan herkese küçük bir uyarı yapayım. Bu sıra bekleme işini ciddiye alın ve iyi planlama yapın. Size iki örnek; Thorpe Park'ta güneşli bir günde kapanış saatine yakın The Swarm'da bir saatten fazla beklediğimi hatırlıyorum. Daha kötüsü geçen yıl Türkiye'den gelen misafirlerimi Alton Towers'e götürdüğümde yeni yapılan tren "The Smiler"e binmek için üç saat beklemiştik. Aslında bekleme süresi olarak iki saat diyordu, biz onu göze almıştık. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Trene binmemiz üç saati buldu. Genelde sıraya girilen yerlerde tahmini bekleme süreleri yazar ona göre sizde neye bineceğinizin hesabını yaparsınız.  

Gelelim trenler güvenli mi? Genelde çoğumuz bu tür trenlerde güvenlik endişesi taşırız. Açıkçası ben de taşıyor(d)um. Sonra geçti. Nasıl mı?  Sitelerini incelerken şunu gördüm; bir trene bir saat içinde 1000-1200 kişi biniyormuş. Bu da akşama kadar o trene 8000 civarı kişi biniyor demek. Bir gün içinde sadece bir trene binen bu kadar insana bir şey olmuyorsa bana da olmaz herhalde deyip kendimi avutuyorum artık :) Ama risk risktir, göze almak lazım. Bizler genelde koruyucu aile yapısı içinde çok temkinli yetiştirildiğimiz için tehlikeli şeylerden pek bi korkarız. Burada küçücük İngiliz çocuklarını trenlere korkmadan biniyor görünce, insan biraz kendinden utanıyor açıkçası :)

Eğlence parklarındaki hız trenleri "roller coaster" veya "ride" olarak biliniyor. Bunu da bilmenizde fayda var.

Evet genel olarak eğlence parklarından bahsettim. Eğer bu ülkede yaşıyorsanız (kısa süreli veya uzun süreli farketmez) size tavsiyem en az bir kez bu parkları deneyin, heyecanın tadını çıkarın.

Benim küçük çocuğum var bu parklar bana uymaz diyenlere ise tavsiyem; Londra'nın batısında yer alan "Legoland" olacaktır. Biz okul olarak küçük öğrencilerimizi her yıl oraya götürüyoruz. Bayılıyorlar :) Yukarıda bahsettiğim eğlence parklarının bir nevi küçük çocuklar için yapılmış modeli. Hatta biraz daha fazlası, daha fazla atraksiyon mevcut. 

Bu parklara gitmeden önce muhakkak bir gezi planı çıkarmanız faydalı olacaktır. Geziye gitmeden önce internet sitelerinden parkın haritasını inceleyin ve plan yapın. Trenler hakkında bilgi almak için youtube'da videolarını izleyin. İzlerken korkmayın, vazgeçmeyin :)

Benim roller coaster'lerle ilgili favori listemi sırayla aşağıda veriyorum; 

Alton Towers; The Smiler, Oblivion, Nemesis, Air, Rita, Th13teen, The Flume, Ripsaw, Submission, Nemesis Sub-Terra, Sonic Spinball, Congo River Rapids, Battle Galleons (Bu liste biniş sırası değil, önem ve öncelik sırası. Başlangıç olarak Sonic Spinball ile başlamak, trenlere alışmak için güzel bir seçenek olabilir.)
Thorpe Park; The Swarm, Stealth, Nemesis Inferno, Colossus, SAW-The Ride, Tidal Wave, Rush, Slammer. (Başlangıç için Colossus güzel bir seçenek)

Bu ülkede her yaşa, her zevke uygun eğlence imkanları mevcut. Yeter ki sizler isteyin... 

Umarım faydalı ve fikir verici olmuştur. Hadi biraz canlanın :)

Ahmet Kahya

6 yorum:

  1. Merhabalar
    Blogunuzu yeni keşfettim. Biraz baktım ama göremedim. Görevlendirme sürecinden de bahseder misiniz acaba ? Nasıl başvurdunuz gibi?
    Bir matematik öğretmeni adayı olarak blogunuzu çok beğendim.
    Paylaşımlar için teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Şu an için öyle bir yazı yazma planım yok açıkçası. Görevlendirme süreci ilgili bilgileri http://digm.meb.gov.tr/ sitesinden bulabilirsiniz. Konuyla ilgili ileride belki yazabilirim birşeyler. Selamlar :)

      Sil
  2. Ahmet bey konunun disinda bisey sormak istiyorum yanitlarsaniz cok sevinirim
    Kisa bir sure sonra ingiltereye yerlesiyorum temelli .. istegim turkce ogretmeni olmak turk ogretmencilere ders vermek ama ogretmen mezunu degilim hatta lise mezunum ingilterede formasyon dersleri alsam sizce mumkun olur mu

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Resmi olarak İngiliz okullarında ders vermeyeceğiniz sürece herhangi bir şey almanıza gerek yok. Diğer türlü 1 yıllık öğretmenlik programlarına başvurarak öğretmenlik sertifikası alabilirsiniz. Adı galiba PGCE kursu idi. Ama bu kurs için üniversite mezunu şartı arıyor mu bilmiyorum, araştırabilirsiniz.

      Sil
  3. Merhaba blogspot okudum çok güzel bir günlük yaptınız. blogspotda ingiltere hakkında herşeyi yazdınız bilgilendirme amacıyla teşekkür eder.
    Sorum kpps hazırlık yapıyorum ve memur olmayı düşünüyorum eğer memur olarsam ingiltere görev yapabilirmiyim.

    YanıtlayınSil
  4. mrb hocam.meb bursu ile yurtdışında ylisans hakkı kazandm.ingilteredeki üniversiteleri araştırdm fakat ingilizcemin yeterszlğnden olsa gerek pek bilgi edinemedim.yetişkin eğitimi alanında master yapacağm.ingilteredeki üniversitelerde böyle bir bölüm var mı?belki sizin bilgi edinmeniz daha kolay olur.şimdidden teşekürler.

    YanıtlayınSil