30 Nisan 2012 Pazartesi

Suçlu kim: Sistem mi ? İnsanlar mı ?

Geriye doğru bir bakıyorum da İngiltere'ye adımımı atalı 3 yıla yaklaşmış. Büyük heyecanlarla geldiğimiz bu ülkeden artık geri dönüşün nasıl olacağının hesabını yapmaya başladık. Henüz iki yılım daha var ama zaman su gibi akıp gidiyor. Bu ülkeden en büyük kazancım varsa o da herhalde Türkiye'den başımı çıkarıp dünyayı tanımam oldu. Burada çok sıkıntılı günler de geçirdik, çok güzel günlerde.. Bunların ortalamasını alınca gelmekle zararlı değil bir nevi karlı çıkmış ta sayılabiliriz. Neyse konuya dönelim.


Türkiye'ye dönünce yapmaktan en çok korktuğum şeylerden birisi de memleketimde yaşadığım bir olumsuzluk karşısında "Avrupa'da böyle mi azizim" ile başlayan bir cümle kurmaktır !?! Gerçekten kötü bir durum. Allah beni bu düşünceden korusun, bu anı yaşasam da tek yapacağım acımı içime gömüp susmak olacaktır. Ama Avrupa ülkelerinde belli bir yaşam kalitesini ve insanlardaki hoşgörü ve saygıyı görünce bunları biz hak etmiyor muyuz diye de düşünmüyor değilim. Bunları düşünmeme sebep olan bir çok olay var ama buraya yazmama sebep olan olay son Türkiye tatilimde yaşadığım basit bir olay. Olayı özet geçeyim; geçtiğimiz Nisan ayı başında Paskalya tatili dolayısıyla 10 günlüğüne Türkiye'ye gelmiştim. Sabiha Gökçen dış hatlara iniş yaptıktan sonra, İzmir'e uçmak için iç hatlar bölümüne geçtim ve valizimi bırakmak için sıraya girdim. Benim önümdeki yolcunun işlemini yapmasını -memleketime ayak basmış olmanın verdiği huzur ve mutluluk ile beklerken- arkadaki orta yaşlı bir amcanın komut veren sesiyle irkildim. ŞURAYA GEÇSENE ORASI BOŞ! Yemiş olduğum bu fırça ile memleketimize geldiğimin farkına vardım :) Ya sabır çektim, kızgınlığımı içime gömdüm, ilerledim. Burada hayatınız boyunca duymayacağınız bir lafı Türkiye'de işitmem için yarım saat yetmişti. Bundan sonra sen gel "Avrupa'da böyle mi azizim deme :)"

Sizlerde yazdıklarıma bakıpta Avrupa görmüş burnu büyümüş filan demeyin :) Benim iddiam ve isteğim şudur ki; ne şu an yaşayan bizler ne de ileride yaşayacak olan nesiller; bu kadar kalitesiz, saygısız, birbirimize karşı hoşgörüsüz bir yaşantıyı hak etmiyor. Hayat gelip geçiyor, önemli olan geriye baktığımızda ne kadar kaliteli bir hayat yaşıyoruz? Yaşadıklarımızdan memnun muyuz? Kuyrukta önümüze geçmeye çalışanlardan, araya adam koyup işini yapanlardan, torpili bir CV gibi görenlerden, trafikte üzerimize yürüyenlerden, küfür yemekten, küfür atmaktan.. Memnun musunuz?

Yukarıda tüm yazdıklarım içimde her zaman yaptığım sorgulamalarım, birazı da iç dökmem. Bu ülkeye geldiğim andan itibaren hep düşündüğüm bir şey var; bizde hep olmasını arzuladığımız bu yaşam biçimi neden burada var da bizde yok? Buna birçok cevap bulunabilir, yani bunu herkes kendince açıklayabilir. Kimisi bunu medeniyete bağlar, kimisi ise zenginliğe.. Kimisi de kültürel ve kalıtsal özelliklere.. Belki de hepsinin biraz etkisi vardır, bilemiyorum. Sadece ciddi bir şekilde anlamaya çalışıyorum ve çözüm yolları üzerinde düşünüyorum.

Gözlemlerin biraz da şunu gösteriyor ki, insanlar üzerindeki en önemli etkenlerden birisi sistemin öyle gerektirmesi.. Yani alışkanlıklar.. Burada doğup büyüyen insanlar çocukluktan itibaren gelen sistemsel bir yetiştirme ve daha önemlisi bu sistem ile yetişmiş ailelerden alınan kültür ve terbiye ile belli alışkanlıkları kazanmış olarak büyüyorlar. Onun dışında dışarıdan gelen göçmenler ise yıllardır yerleşmiş olan bir sisteme mahalle baskısı ile uymak zorunda kalıyorlar. Bilinç düzeyi yüksek olanlar göçmenler bu sistemi çabuk kabulleniyor ve yaşamlarının bir parçası haline getiriyorlar. Diğerleri ise işine gelenlere uyuyor, işine gelmediği kısımlarda sistemden kaçma yoluna gidiyorlar. Yani göçmenlerin yaşadığına her zaman terk etme riski olan bir nevi zorunlu alışkanlık diyebiliriz. Bu nedenle bir çok gurbetçi vatandaşımızda kurallara uyma konusunda burada olan hassasiyetler Türkiye'ye gittiğinde kayboluyor. Bir nevi özüne dönüyor yani :) Tabii ki kurallara uymama konusunda şartları burada da zorlayanlar yok değil yani.. Tabii ki bu sadece bize ait bir şey değil, diğer göçmenlerde de aynı sorunlar mevcut. Bu galiba biraz 3.dünya ülkerinin ortak sorunu.. Mesela en basitinden taksisine bindiğiniz bir Pakistanlı veya Bangladeşli'de kemer bağlama olayını nadiren görüyorsunuz. Veya arabayla giderken yersiz bir şekilde korna duyarsanız muhtemelen yabancı oluyor...

Sonuç olarak eğer insanlar çocukluktan gelen kültürle bu şekilde yetiştilerse kurallara uymak ve başkalarına saygı yaşamın olağan bir parçası, ama dışarıdan gelen göçmenler için ise kurallara uymak sistemin zorunlu bir getirisi oluyor.. O sistem ortadan kalktığında veya sistemden kaçma imkanı bulunduğunda tekrar eskiye dönme eğilimi baş gösteriyor.

Ben hayal ediyorum ki eğer biz nesillerimizi çocukluktan itibaren istediğimiz şekilde yetiştirebilirsek iki nesil sonra hayalini kurduğumuz yaşam kalitesi kendiliğinden oluşacaktır. Çocuk sadece okulda yetişmiyor, öğrendiklerinin çoğunu evde anne-babasından öğreniyor. Bu nesil büyümeden ve onların çocukları yetişmeden bir hedefe ulaşmak zor. Burada en önemli faktör ise sistemin iyi kurgulanması. Hedeflerin günlük değil, nesillik yapılması.. Bu konuda özellikle sistem koyucuların insan faktörünü ön planda tutan atılımlar yapması şart görünüyor. Bizlerin hamasi, göz boyayan atılımlardan ziyade insan faktörünü ön planda tutan değişim rüzgarlarına ihtiyacımız var.

Son sözüm; bizim daha çok bilgi yüklü nesillere değil, daha saygılı, daha hoşgörülü, daha dürüst nesillere ihtiyacımız var.

Saygı ve selamlarımla..

Ahmet

11 yorum:

  1. Üstadım gerçekten harika bir yazı olmuş.Kalemine (klavyene) sağlık.Benzer şekilde düşündüğümü belirtmeliyim.Gerçekten yurdışına gitmek istememin temel sebeblerinden biri oradaki farklılıkları yerinde görmek.Hocam verdiğiniz bilgiler için çok sağolun.Umarım biz de oralarda bir süre de olsa yaşayabiliriz.Türkiyeden selamlar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkurler hocam. Insallah dileginiz gerceklesir. Bu sayede; Turkiye'de ne kadar ipe sapa gelmez seylerin memleket gundemini mesgul ettigini farkina varirsiniz. Bizdeki sistemsel sorunlarin sebebini daha iyi anlarsiniz.

      Sil
  2. İyi günler,
    Sizinle sitenize özgün içerikli metin göndermek için iletişime geçmek istiyoruz. Başka bir iletişim adresi olmadığı için buradan yazıyorum. Zannedersem ilginizi çekecektir. Bana buradan ulaşabilirsiniz.

    Saygılarımla,
    Volkan

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. İsteğinize bir cevap yazmıştım ama cevap gelmeyince kaldırdım. Teşekkürler..

      Sil
  3. Gercekten harika bir yazi. Biz memlekette onlarca sorundan bahsediyoruz ama aslinda en buyuk sorunumuz kuralsizlik, sistemsizlik ve nezaketsizlik. Ozelilkle Bati memleketlerine gidince maalesef toplum olarak ne kadar acinacak bir durumda oldugumuzu farkediyoruz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkur ederim degerli hocam. Sorunlarin kaynagina inmeden diger sorunlarin cozumu de zor.

      Sil
  4. Sizin havaalaninda karsilastiginiz benzer bir sorunu esimde yasadi, adamin biri onlerinde 50-60 kisi olmasina ragmen esimin onunde kalan bir metre boslugu gorup gecmeye kalkmis, sen oyalaniyorsun diyerek, esim karsi cikinca adam kuyruk bariyerlerinden (2-3 tane) atlayip "herkesi" gecip giseye gitmis. Ilginctir ki baska hic kimse ses bile cikarmamis adamin engelli kosusunu tamamlayip gise cizgisini gecmesine.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısınız. Aslında havalimanları çoğunlukla belli bir maddi geliri ve bilinç sahibi olan kesimin kullandığı yer olmasına rağmen bu olaylarla karşılaşabiliyor. Tek çaresi ise yanlışları uygun bir şekilde düzeltmek. Yani düşünürün dediği gibi; düzeltebiliyorsan elinle, düzeltemiyorsan dilinle, hiç olmazsa kalbinle.. Aslında bu örneği verdikten sonra biraz pişman olmuştum, sanki kendi ülkemi(n insanını) kötülüyormuşum gibi gelmişti. Ama duyarlı bir vatandaş ve ayrıca bir öğretmen olarak yanlış olanı her yerde söylemek bir vazife olmalı diye düşündüm.

      Sil
  5. inanır mısınız bu konuda o kadar çok söylenecek şey var ki..ben de çok dertliyim
    ingiltereden döndüğümde en çok sorduğum şey " neden neden neden ?" .bizim gibi osmanlı ekolünden gelen, ailevi değerleri ön planda olan, yardımlaşma güdüsünün toplumsal kültürü oluştuduğu bir geleneğe sahip olan bir toplumumuza ne oldu .şunu söylerdim kendime " insanlarımız çok güzel maşallah, ülkemiz iklimimiz harika ama toplumsal ilişkilerimiz maalesef kötü. keşke şu ingilizlerdeki kibarlık bizde olsa ülkemiz ne güzel olurdu" ..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet ozellikle kulturlerinden gelen kibarlik ornek alinacak nitelikte. sanirim bu biraz gelismislikle de alakali. Genel olarak gelismemis veya gelismekte olan toplumlarda olan genel bir sorun bu herhalde.. Sadece Turklerde degil, diger cogu musluman ulkeler ve dogu avrupa bloku ulkesi insanlari da boyle.. Gelismis olan ulkeler kulturel gelismelerine daha cok onem verdiklerindendir belki de..

      Sil
  6. Yurtdışından Türkiye'ye gelen herkese yapılacak ilk uyarı şu olmalı: Lütfen karşıdan karşıya geçerken yayalara yeşil bile yansa araçlara yol verin,aman eziliverirsiniz,en iyi ihtimalle hakarete uğrarsınız.Hatta tabela konmalı.Leyla

    YanıtlayınSil