26 Ağustos 2009 Çarşamba

Yurdışına gitme ve karar verme süreci...

Bu günlüğü yazmamdaki en öncelikle sebeplerden birisi benim gibi öğretmen olarak veya farklı bir görevle yurtdışına ilk kez çıkacak olanlara bir rehber olması dileğidir. Ne yaşayacaklar, ne yapacaklar bunları öğrensinler ki benim yaşadığım zorlukları yaşamasınlar.


Erzurum'da Ölçme ve Değerlendirme seminerinin son günündeyim. Seminer belgelerini almayı beklerken okul müdürüm Ali Erdoğan'ın telefonla beni aradığını gördüm. Yine çoğunlukla olduğu gibi okul ile ilgili birşey söyleceğini beklerken bana çoktandır unuttuğum hatta biraz da ümidi kestiğim yurtdışına görevlendirmemin çıktığı müjdesini verdi. Ve benim için geçen yıldan kalan kararı zor günler başladı. Yine bir yıl önce yurtdışı seminerine gitmiş görev için sıra beklerken bizi ne kadar zor bir görevin beklediğinin farkındaydım. Ve gitme-gitmeme kararımı görevlendirmem çıkarsa vereceğimi planlamıştım. Her ne kadar görevlendirme yeri olan İngiltere'ye gitme fikri kulağa hoş gelsede, davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş misali orada yaşayacağım ortam veya yaşayacağımız zorluklar seminerde bize biraz da olsa anlatılmıştı. Hele benim gibi şu an çalıştığı okulunu, öğretmen arkadaşlarını, idarecilerini ve öğrencilerini seven-ki bunların hepsi aynı anda zor olur- biri için karar vermek daha zor oldu. Neyse daha fazla duygu sömürüsü yapmayayım:) İşin bir tarafında da insanın eline belki de hayatta bir kez geçecek olan İngiltere'ye öğretmen olarak gitme şansı vardı. Tabii ki böyle bir şansı reddedecek değildim. Ve gitmeye karar verdim.


Tabii ki gitmeye karar veresiye kadar çok aşamalardan geçtim. Çünkü bu karar size tebliğ edildiğinde ilk 3-5 gün sudan çıkmış balık gibi oluyorsunuz. İngiltereye gideceksiniz ve muhtemelen orada hiçbir tanıdığınız yok. Orada 5 yıl kalacaksınız. Türkiyede bir sistem kurmuşsunuz, eviniz, arabanız, aileniz, eşiniz ve belki de çocuğunuz var. Düşünülecek o kadar çok şey oluyor ki! Tabii ki bu konuda eşimin ve çevremin desteği olmasaydı bu kadar kolay karar veremezdim.


İlk olarak orada yaşayan tanıdık-tanımadık kişileri araştırmaya başladım. Bu konuda facebook bayağı işime yaradı :) Arkadaş-arkadaşın arkadaşı derken orada öğretmen olarak çalışan arkadaşlarla tanıştım. Sağolsunlar hepsi de kafamdaki soru işaretlerini tek tek cevaplandırdılar. Ve beni cesaretlendirdiler. Onlara bir teşekkür borçluyum. Ve ben şunu daha iyi anladım. İnsanı en çok düşündüren ve duraksatan şey belirsizlikler. Eğer o belirsizlik bulutlarını dağıtabilirseniz karar vermek daha kolay oluyor. En azından neyle karşılaşacağınızı daha iyi öğreniyorunuz ve kendinizi ona göre hazırlıyorsunuz.


Tabii ki daha önce İngiltere'de çalışan veya şu an orada yaşayan arkadaşlarımda vardı, onlar da oradaki yaşam şartları konusunda beni bilgilendirdiler. Yani ilk olarak kafamdaki soru işaretlerini dağıtım. Ondan sonraki kısmı ise ailemi razı etme kısmıydı. Babam her ne kadar bu habere memnun kaldıysa da annemi razı etmek pek kolay olmadı. Gerçi gitme demedi ama git de demedi. Sadece benim kararıma saygı duydu o kadar. Gideceğime üzüldü, ben de onun üzülmesine üzüldüm. Onun razı olmadığı bir şeyi yapacak değildim. Bu konuda da çok ciddiyim.


Kararı verdikten sonra resmi işler başladı. Pasaportların çıkarılması, sağlık raporunun alınması, okulla ilgili işlemler falan filan. Yapılacak sadece resmi işler olsa iyi, asıl yorucu olan özel işleriniz. Mesela arabanız varsa satacaksınız, eviniz ve eşyalarınız varsa ayrı bir dert. Ev sizinse eşyaları bırakıp gidebilirsiniz. Veya kiracıysanız bir depo kiralayıp eşyaları taşıyabilirsiniz. Son ihtimal de eşyaları satıp bavulunuzu alıp gidebilirsiniz. Tabii ki bu kararı vermek zor oluyor. Orada kaç yıl kalacak olmanız kararınızı etkiliyor. Neyse ben de yeni bir ev yaptırdığım için evin yapımı bitince kiradaki evimi yeni evime taşımaya karar verdim. Şimdilik bulduğum geçici çözüm bu. İngiltere'de kaç yıl kalacağıma karar verdikten sonra ne yapacağıma o zaman karar vereceğim. Tüm bunların dışında çocuğunuz varsa ve okul devresindeyse işiniz zor. Açıkçası ben de ne yapacağınızı bilmiyorum. Ben de çocuk olmadığı için bu konuda bir derdim olmadı :) Ayrıca oradaki yaşam şartlarını, neye ihtiyacınız olacağını araştıracaksınız. Bu konuda internet bayağı işe yarıyor bunu da söylemeliyim. Ve son olarak en önemlilerinden bir tanesini unutuyordum. İngilizce pratiğiniz benim gibi zayıfsa pratik çalışmaları yapacaksınız. İş çok yani :)


Gitmeden önce yapılacaklar bu kadar. Ben ise şu an son aşamadayım. Vize için Ankara'dan haber bekliyorum. Vize'de çıkınca inşallah ver elini İngiltere. Yeni bir hayat, yeni öğrenciler. Herşeyin hayırlısı olur inşallah. Aklıma yeni şeyler gelirse yazarım. Yoksa artık bundan sonraki ilk yazım İngiltere'de ilk günüm olacak.


Saygılarımla...


Ahmet

4 yorum:

  1. Merhaba Ahmet Bey,
    ben daha dün mesleki yeterlik sınavına başvurmuş bir ingilizce öğretmeniyim. başvurumda ben de ingilizce konuşulan ülkeleri(İngiltere, belçika..)
    işaretledim. Bloğunuzdaki bazı yazılarınızı okudum. Açıklayıcı ve empatili açık bir dille anlatmışsınız herşeyi-ne güzel. Bu yazılardan faydalanan biri olarak teşekkür ederim. Ancak benim sormak istediğim konu sınav süreci. yazılı ve mülakat sınavları nasıl geçti, torpil olduğunu düşünüyor musunuz vb. O düreçle ilgili biraz bilgi verebilirseniz çok sevinirim; şimdiden teşekkürler:)

    Yetiş Tatlıdil Eroğlu

    YanıtlayınSil
  2. Hocam torpil yapilip yapilmadigi konusunda hicbir fikrim yok acikcasi. Boyle bir seye de gerek varmi pek emin degilim. Sinav bildiginiz sinav, mulakatta ise sizin bu goreve uygun olup olmadiginizi olcuyorlar. Bu konuda bizim buraya gelis amacimizi iyi bilir ve mulakat yapanlara empati kurabilirseniz basarili olursunuz umarim. Sonucta mulakat yapanlar acisindan da zor bir sey,dusunun 10 dakika icinde sizin yurtdisina uygun olup olmadiginiza karar verecekler.

    YanıtlayınSil
  3. Teşekkür ederim yanıtınız için. Eğer hak kazanırsam tekrar deneyimlerinize başvurabilirim.

    YanıtlayınSil
  4. Merak ediyorum aslında döndünüz mü?
    Biz oraya dönmemek ya da en iyi ihtimalle çocuıkların eğitimini tamamladıktan sonra hala şanslıysak ve yaşıyorsak geri dönme ihtimali ile ülkeden ayrılma kararı aldık.
    Ahmet Bey,eşim İngiliz ve kindergarten Teacher.çocuklar 3.5 ve 1.5 yaşında...biz burada herhangi bir eğitime başlamadan gitmeye karar verdik ki olası sıkıntıları bertaraf edelim.Çocuklarım için bir eğitim yatırım yaptığıma inanıyorum ve karşılaştığım her sıkıntıda bunu kendime hatırlatacağım diye düşünüyorum.
    Biz de eğitimciyiz ve sistemden bu denl, yakınırken ve eşimin İngiliz oluşundan kendiliğinden oluşan İngiltede yaşama şansını elimin tersiyle itmiş olmaktan ve gün gelip bundan çok pişman olmaktan korktuğum için ivedilikle verdik bu kararı...Neyse...Umarım herşey iyi olur.Bu bloğu bulmak bana çok iyi geldi,açar açar okurum herhalde.

    YanıtlayınSil